Cumartesi, Kasım 25, 2017
The Story of Seven

BAR SOHBETLERİ: ZEYNEP ÜNER & HAKAN ÖZTÜRK

Deniz Marşan, The Story of Seven Bar Sohbetleri için son dönemin en revaçtaki mahalle mekanlarından Socrates Bistro’da styling dünyasının duayeni Hakan Öztürk’le ve tarzı kadar başarısıyla da adından söz ettiren  GQ Türkiye’nin başındaki isim Zeynep Üner’le buluştu. Özgür ve özgün ruhlu bu üç isim bir araya gelince ortaya hayata dair çok keyifli bir sohbet çıktı.

Deniz Marşan: Bilmeyenler için söylemek istiyorum üçümüz oldukça eski arkadaşız. İş hayatında çok mesai harcadık, onun dışında özel hayatlarımızda da senelerdir birlikteyiz. Masadaki herkes gayet iyi tanıştığına göre birbirinizi 7 kelimeyle tarif edecek olsanız hangi sıfatları seçerdiniz?

Hakan Öztürk: Zeynep için aklıma ilk gelen sıfat özgün olurdu. Bu çok önemli bir özellik çünkü gerçekte özgün olabilmek zor. Bunun haricinde fedakar, eğlenceli, insanlara karşı temkinli ama cesur, kesinlikle yardımsever ve son olarak takım ruhlu. One Show woman değil Zeynep, inandığı kişilerle birlikte yürür ve takım ruhuna çok inanır.

Zeynep Üner: Ne güzel şeyler söyledin, senden duymak ne hoş. Aslında özgün olmak Hakan’la ortak özelliğimiz. Ardından duygusal, çalışkan, dominant, istikrarlı, iyi bir dinleyici ve ani tepkilerle şaşırtabilen biri olarak tanımlayabilirim.

Deniz Marşan: Madem ikinizde özgün insanlarsınız, özgünlük ve özgürlük dengesi nasıl olmalı? Hangisi önde?

Zeynep Üner: Her ikisi de, biri olmadan diğeri olmaz.

Hakan Öztürk: Bence de ikisi birbirinden ayrılmamalı özgünsen özgürsündür, özgürsen özgünsündür.

Zeynep Üner: Benim bu konuyla ilgili bir anım var. Seyyal Taner ile bir röportaj yapmıştım. Sonrasında fotoğraflarını çekerken kendi kendime söylenmeye başladım. ‘Artık iyi fotoğraf çekemiyorum, karşımdaki güzel olsa bile iyi bir portre fotoğraf çekemiyorum, eskiden böyle değildi’ diye. Bir anda bana döndü ve dedi ki; ‘Çünkü insanlar eskisi kadar özgün ve özgür değil’ bu söz bir anda benim aydınlanmama neden oldu. Gazetecilik yaşamımın mottosu haline geldi, o yüzden her ikisi de benim için çok ama çok önemli.

IMG_4960

Deniz Marşan: Başarıyı ölçümleyecek olsak; bu akıl işi mi, yoksa tamamen çalışmakla mı alakalı?

Hakan Öztürk: Bence ikisi de. Akıllı ve aynı zamanda çalışkan olmak gerekiyor. Çalışkan olmanın da bir matematiği var, eğer akıllı değilseniz o matematiği kuramazsınız.

Zeynep Üner: Evet ikisi bir arada olmalı ve bunun yanında yetenek, sorumluluk sahibi olmak ve sorumluluk alabilmek geliyor. İş hayatımda sıkça  karşılaşıyorum, sorumluluk almak yerine sorumluluktan kaçan o kadar çok insan var ki.

Deniz Marşan: Hayatınız bir renk olsaydı siyah mı olurdu, beyaz mı ?

Zeynep Üner: Siyah, çünkü en sevdiğim renk. Beyaz dersem beni tanıyan herkes şaşırır herhalde…

Hakan Öztük: Başka bir seçeneğim yoksa beyaz diyorum. Hayatıma bakış açım, tavırlarım, duruşum ya siyahtır ya da beyaz. Ama griler de yok diyemeyiz, griler de içeride bir yerde duruyor.

IMG_4942

Deniz Marşan: Hayatınızda, yaptığınız işte ilham aldığınız biri ya da birileri var mı?

Hakan Öztürk: Benim bir rol modelim yok. Ama yaptığım şeylerde ilham aldığım birileri ya da başka bir şeyler tabi ki var. Bu dönem dönem değişiklik gösteriyor, sabit kalırsan kendini geliştiremezsin.

Zeynep Üner: Benim ilham aldığım ya da rol modelim diyebileceğim çok var. Sabit olan da var değişken olan da. Mesela Queen grubu Freddie Mercury sürekli başvurduğum şeylerin başında gelir. Fotoğrafçı Fatoş Yalın, annem daha bir çok kişi ve şey sayabilirim. Kiminin kitabından, kiminin fotoğraflarından, müziğinden dönem dönem ilham aldığım kişiler değişse de  genelde sabit kişiler oluyor. İnsanın o anki ruh halinin de bunda çok büyük payı olduğunu düşünüyorum.

Deniz Marşan: Son zamanlarda ‘düşünmek’ üzerine kafa yoruyorum. Düşünmek çok büyük bir eylem değil mi sizce de? Ne sıklıkla uzaklara dalıp bir şeyler düşünüyorsunuz? Bir şey yapmadan önce kafanızda onu kurgular mısınız?

Zeynep Üner: Bu konuyla da ilgili bir anım var. Rahmetli babam ve arkadaşları birlikte birbirlerine çocuklarından dert yanıyorlar. Herkes bir şey söylüyor, babam da:  ‘Bizim ki de enteresan önce eyleme geçer yapar, ondan sonra oturur ben ne yaptım diye düşünür’ demişti. Hala öyleyim, bir işe ya da başka bir şeye girmeden önce düşünmem, hemen aksiyon alır sonrasında düşünürüm. Bu konuda gözüm karadır ama, çok da ceremesini çektim.

Hakan Öztürk: İnsan ilişkilerinde ben de düşünmem. Fakat iş hayatında durum biraz farklı, düşünüp bir işe girerim.

Deniz Marşan: En son ne zaman ve neyi düşündünüz?

Hakan Öztürk: En son uzun uzun yaklaşık bir hafta önce geleceği düşündüm. Gelecekte nerede olacağımı, neler yapacağımı düşündüm.

Deniz Marşan: Geleceği düşünmek biraz da endişeden mi  kaynaklı?

Hakan Öztürk: Kesinlikle endişeyle alakalı, o duyguyu hissetmeden gelecek ile ilgili şeyler düşünülebileceğini sanmıyorum.

Zeynep Üner: Ben biraz hayalperestim sanırım. Geleceği düşünmek değil de, gelecek ile ilgili hayaller kuranlardanım. Örneğin çok sorgulamam, çünkü sorguladıkça işin ucunu kaçırıyorum ve çıkmaza giriyorum. Bu yüzden çok sorgulamadan gelecek üzerine hayaller kuran biriyim diyebilirim. Ama elbette hayatı sorguluyorum. Aklımız bazen ister istemez sorgulatıyor, ama yine de çok takılmamaya özen gösteriyorum.

IMG_4835

Deniz Marşan: Merak etmek ne anlam ifade ediyor ?

Hakan Öztürk: Bizi biz yapan merak etmektir, insan refleksi gibi bir şeydir merak. Bilime, sanata, tarihe, daha birçok şeye merak ederek yaklaşır ve başlarsın, hayata merak ederek başlarsın.

Zeynep Üner: Merak etmezsek şu anda yapabildiğimiz hiçbir şeyi yapamazdık. İnsan oğlunun en büyük özelliğidir merak etmek ve bu merakını giderecek yollar aramak.

Deniz Marşan: Madem duygulardan bahsediyoruz, sizin karakterinizle birebir örtüşen duygular hangisi?

Hakan Öztürk: Benim yalnızlık, ama hüzünlü bir yalnızlık değil. Hayatta yalnız hareket etmek, keyif almak. Ama egoistlik değil, tam tersi paylaşımcı olmak. Ama günün sonunda yalnızsındır ya öyle bir yalnızlık.

Zeynep Üner: Sanırım ben de de yalnızlık biraz daha baskın. Ama Hakan’ın dediği gibi hüzünlü değil. Galiba yalnızlığın içerisinde birazcık ‘ben’ var ‘benci’ olmak var. Dönüp dolaştığınızda işin özü ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ Fakat arada ince bir nokta var  ‘ben’i bencillikle karıştırmamak kaydıyla hayatımızda  ‘ben’ olgusu hep var.

IMG_4920

Deniz Marşan: Şimdi size 7 kelime söyleyeceğim ve aklınıza ilk gelen çağrışımı duymak istiyorum. İlki, müzik?

Hakan Öztürk: Hafıza ve lavanta

Zeynep Üner: Freddie Mercury

Deniz Marşan: Parti?

Hakan Öztürk: Paylaşım

Zeynep Üner: Deniz Marşan

Deniz Marşan: Işık?

Hakan Öztürk: Güneş

Zeynep Üner: Cem Yılmaz. Bir skecinde vardı ‘ışığa doğru git’ diyordu o geldi aklıma.

Deniz Marşan: Spor?

Hakan Öztürk: Kaçarım

Zeynep Üner: Snowboard

Deniz Marşan: Hayvan?

Hakan Öztürk: Kedi

Zeynep Üner: Köpek

Deniz Marşan: Mutluluk?

Hakan Öztürk: Huzur

Zeynep Üner: Deniz ve dağ

Deniz Marşan: Koku?

Hakan Öztürk: Hafıza

Zeynep Üner: Zamanda yolculuk

Deniz Marşan: Evet, kokunun o özelliği vardır değil mi? Sizi alır ve geçmişe götürür…

1

Deniz Marşan: Aklınızdan hiç çıkmayan, aklınızın köşesinde yer etmiş bir söz var mı?

Hakan Öztürk: ‘Ne ekersen, onu biçersin’ karmanın en basit, en yalın anlatım şekli.

Zeynep Üner: Benim aklıma iki tane geliyor biri annemin söylediği; ‘Hayat bazılarına altın tepside, bazılarına ise şemsiye olarak sunulur’. Ben şemsiye ile yetinmek durumunda kalanlardanım. Bir de Nietzsche’nin bir sözü var ; ‘Kendinden söz etmemek çok soylu bir iki yüzlülüktür.’

Deniz Marşan: Ne güzel bir final oldu, hayatı kendi kurallarına göre yaşayanların ve kendinden söz edenlerin şerefine o zaman. Slainte!

Like this Article? Share it!

About The Author

Deniz Marşan

ROOM Teşvikiye’nin ortağı, stil ve moda danışmanı.

Leave A Response