Salı, Kasım 20, 2018
The Story of Seven

BAR SOHBETLERİ: ALİ BİLGİN

Deniz Marşan Şubat 17, 2017 SOCIAL Yorum yok BAR SOHBETLERİ: ALİ BİLGİN

O, son dönemin en başarılı ve şüphesiz en fazla ses getiren sinema ve dizi film yönetmenlerinden biri. Altın Kelebek ödüllü Ali Bilgin’i kamera arkasından çok iyi hatırlayacağımız dizi ve filmlerden bazıları Arka Sıradakiler, Al Yazmalım, Uçurum, 20 Dakika, Medcezir, Delibal, Cesur ve Güzel…

Deniz Marşan, The Story of Seven için Ali Bilgin ile Bebek Lucca’da buluştu. İkili viskilerini yudumlarken hayata, sektöre ve biraz da hayallere dair keyifli bir sohbet yaptı.

IMG_3407

Deniz (Marşan): Yönetmenlik sürecini anlatsana, bu mesleği nasıl seçtin?

Ali (Bilgin): Aslında planlı bir süreç değildi, yönetmen olmaya karar verip bu mesleği seçmedim. Bazı insanların hayallerini süsleyen “ileride şu mesleği yapmak istiyorum” dedikleri alanlar olur. Ben bunlardan biri değildim, bu mesleği hayal etmiyordum. Babam Emniyet görevlisiydi ve çocukluğum Güneydoğu’da geçti, çok fazla gezdik. Okul hayatıma gelirsek oldukça kötüydü diyebilirim. Birçok defa sınıfta kalmanın eşiğinden döndüm. Çocukken bana dayatılan şeylerden hep kaçtım, kendi hayal dünyamda yaşayan bir çocuktum. Bu sebeple öğrenciliğim başarısızdı denebilir. Sonrasında üniversitede Sinema-Televizyon Bölümü’nü seçtim. Bu bölümü seçmemdeki ana faktör diğer bölümlere oranla daha rahat ve daha kolay olduğunu düşünmemdi. Yönetmenliğe de aslında bu sayede başladım.

Deniz (Marşan): Peki çocukken bir fotoğraf makinası ya da bir kamera alıp bir şeyler çekmek gibi bir isteğin oldu mu?

Ali (Bilgin): Olduğunu söyleyemem. Çocukken farklı yerlerde bulunmuş olmam ve farklı insanlarla temas etmiş olmam bana hızlı adaptasyon özelliğini kazandırdı. Bu kazanımı sonradan fark ettim. Örneğin bu özellik yönetmenlikteki en büyük avantajlarımdan biridir. Çok hızlı adapte olurum, yabancılık çekmem. İlk defa bir yere gittiğimde dahi kendimi sanki oraya önceden defalarca kez gelmiş gibi hissedebilirim.

IMG_7138-3

Deniz (Marşan): Yönetmen olarak senin için ilk bakışta hangisi ön plana çıkar: Güzellik mi, yetenek mi?

Ali (Bilgin): Bakmaya doyamayacağınız güzellikte diye tabir edilen kişiler kamera karşısına geçtiklerinde pek bir anlam ifade etmeyebilirler. Çünkü kamera önünde olmak apayrı bir olaydır. Bu durumda da o güzelliğin herhangi bir anlamı kalmaz. Aynı şekilde, tanım olarak güzel olmayabilir fakat kamera önünde öyle bir başarı sergiler ki o kişi dünyanın en güzel ya da en çekici insanı olabilir.

Deniz (Marşan): Yönetmenlik bir kenara, günlük hayatında ilk neye dikkat edersin?

Ali (Bilgin): Tabii ki ilk olarak güzelliğe. Yani samimiyete ve zekaya, çünkü bana samimi ve zeki insanlar çok güzel geliyor. Öte yandan, güzellik görecelidir ve herkes için tanımı değişir, belirli bir kalıba sığmaz. Bazen karşı taraftaki kişinin enerjisini, duruşunu ve sonra da kendisini beğenebiliriz. Bunların hiçbiri birbirinden ayrılmamalı. Ben güzelliğin bir tarifi olmadığına inananlardanım.

IMG_3404

Deniz (Marşan): Medcezir dizisinden sonra şimdi seni Cesur ve Güzel’in yönetmen koltuğunda görüyoruz. Çekimler nasıl gidiyor?

Ali (Bilgin): Her şey yolunda. İkisi de aynı türde diziler olsa da farklı bir atmosfer yaratmak mutlu ediyor. İşimi çok seviyorum. Bunun yanı sıra iyi oyuncularla çalıştığım için ayrıca şanslıyım. Ama asıl konu tabii ki sinema filmi yapmak.

Deniz (Marşan): Ben de tam o soruyu soracaktım. Dizi mi, Sinema mı?

Ali (Bilgin): Dizi çekmek çok keyifli, fakat son yıllarda şartlar çok ağırlaştı. Dizi çekmek oldukça zorlayıcı olabiliyor. Benim için sinemanın çok farklı bir konumu var. Bu soruya hiçbir yönetmen  ‘dizi’ cevabı vermeyecektir. Yılda 140 dakikadan 40 bölüm dizi çekmeyi kimse tercih etmez. Fakat yılda 120 ya da 140 dakikalık bir film çekmek her yönetmenin arzu edeceği bir şeydir. Sinemada önünüze bir hikaye gelir ve her şey bellidir. Başı, sonu ve atmosferi çizilmiştir. Dizi de bambaşka bir kurgu var, ucu çok açık oluyor, kısacası kestiremiyorsunuz. Ama hem dizi hem de sinema ciddi derecede keyif aldığım işler.

Deniz (Marşan): Aksiyon mu, melodram mı? Senin için hangisi daha cezbedici?

Ali (Bilgin): İçinde aksiyon olan melodramları tercih ederim. Aslında iyi yazılan her tür konu benim için cezbedici olabilir, daha yapacak çok şey var. Önemli olan senaryonun gerçek duyguları barındırması.

Deniz (Marşan): Yazdığını yönetmek yoksa başkasının yazdığı ve senin hayatında yer etmiş bir kitap ya da senaryoyu mu yönetmek istersin?

Ali (Bilgin): Kendi yazdığımı insanlara aktarmak gerçekten en çok yapmayı istediğim şeylerden biri. Şu anda esinlenip kendi yazdıklarım var ama bunlar için daha zaman olduğunu düşünüyorum. Başkasının yazdığı bir senaryoyu çekerken her ne kadar kendi hayal dünyanızı kameraya yansıtmak isteseniz de öyle olmuyor. Yazan kişinin hayal dünyasını yansıtmak durumunda kalıyorsunuz. Kendin yazdığın zaman daha özgün ve özgür olunabildiği kanaatindeyim.

IMG_3437

Deniz (Marşan): Başarılı bir yönetmen olmanın 7 kuralını saymanı istesem…

Ali (Bilgin): 7 rakamını inanılmaz severim. Basketbol oynarken forma numaram 7’ydi. 7 sayısının mistik bir gücü olduğuna da inananlardanım. 7 özelliğe gelirsek; sabırlı olmak, insan idare edebilmek, ego yönetimi, güvenmek ve güvenilir olmak, özgünlük, samimiyet, son olarak aynı hataları tekrar etmemek için geçmişten ders çıkartmak.

Deniz (Marşan): Olmayacağını bilsen bir deneyimlemeyi mi seçersin, yoksa bu ön görünü kabullenip o işe hiç girmez misin?

Ali (Bilgin): Risk almayı ve maceraya atılmayı severim. Kaybedeceksem dahi deneyimleyip kaybetmeyi seçerim. Sonuçta bu tercihim hayatıma çok önemli bir tecrübe katabilir. Bunun başkaları tarafından daha önce deneyimlenmiş olması ya da sonucunu biliyor olmam da fark etmez. Bence hayatta kendi deneyimlerim önemlidir. Mutlaka bir noktada hepimiz; ‘Yapma, yoksa sonu şu olur’ dediği halde bir şeyleri denemişizdir. Zaten bizi biz yapan yaşadığımız deneyimlerdir. O yüzden sonucu her ne olursa olsun o işin üstüne giderim.

IMG_3471

Deniz (Marşan): Hayat senin için siyah mı beyaz mı?

Ali (Bilgin): Aslında bu soruya Ying-Yang diyebiliriz. Ne siyah, ne de beyaz tek başına çok anlamlı değil. İki renge de anlam katmak durumunda olduğumuz gibi, hayat ne sonuna kadar siyah ne de sonuna kadar beyazdır. Ama sen illa ki birini seçmem gerekirse siyah derim.

Deniz (Marşan): Seni daha önce kamera arkasında da gördük. Kamera önü mü, kamera arkası mı senin için daha cezbedici?

Ali (Bilgin): Kariyerimin hiç bir döneminde kamera önünde olmayı hayal etmedim, tesadüfen ve mecburiyetten önünde olduğum zamanlarda da zaten iyi olmadığımı fark ettim. Bu işi çok iyi yapanlar zaten var. Ben en iyisi kendi işime bakayım =).

Deniz (Marşan): Sana bir fırsat sunsalar ve deseler ki; ‘Bir meslek seç ve bu seçtiğin meslekte 1 numara olacaksın. Hangi mesleği seçerdin?

Ali (Bilgin): Şayet 1 numara olacaksam ne işle uğraştığımın çok önemi yok. Ama 1 numara müzisyen olmak isterdim. Çok sevdiğim müzisyenler gibi sahnede olmak, büyük kitlelere hitap etmek, stadyum konserleri vermek ve milyonlarca insanın beni dinlemesini isterdim. O hazzı yaşamak nasıl bir duygu çok merak ediyorum. Düşünsenize kitleler senin şarkını aynı anda söylüyor ve sana eşlik ediyor. Sahnede olmak tarif edilemez bir duygu olsa gerek.

Deniz (Marşan): Kendini bir enstrüman ile tanımlayacak olsan hangisini seçerdin?

Ali (Bilgin): Bazen kanun, bazen darbuka kimi zaman gitar, kimi zaman da piyano… Kısacası ruh halime göre değişirdi. Kimse hayatı boyunca vur patlasın çal oynasın bir hayat sürmüyor. Hayatın içinde tüm enstrümanlar gibi her moddan bir şeyler var. Yani ben hepsi olabilirdim.

Deniz (Marşan): O zaman hayatın hep siyah hem beyaz olmasına, özgün ve özgür deneyimlerimize kadeh kaldırıyor ve sana teşekkür ediyoruz! Slainte!

 

 

Like this Article? Share it!

About The Author

Deniz Marşan

ROOM Teşvikiye’nin ortağı, stil ve moda danışmanı.

Leave A Response