Çarşamba, Ocak 23, 2019
The Story of Seven

PSİKİYATRİ SERVİSİNDEN OTO-PORTRELER

Kendi duygularımla iletişim kuramıyordum ve bütün vücuduma bağlanmış ağır taşlarla havada bir yerlerde asılı kaldığımı hissediyordum.”

Laura Hospes, 21 yaşında Hollandalı bir fotoğraf öğrencisi. İntihara teşebbüs ettikten sonra beslenme bozukluğu ve depresyon tedavisi için bir psikiyatri servisine yatırıldığında, hastanede kaldığı sürece odasına yalnızca tek bir eşya almasına izin vereceklerini söylerler. Laura, zaten tutkusu olan fotoğraftan kendisine gerçek bir tedavi yöntemi ortaya çıkaracak, üstelik bunu, “normalde dışarı yansıtamadığı duygularını ortaya çıkarmak için” kullanacaktır. Yanında, kendisini en iyi anladığını düşündüğü şeyi alır: fotoğraf makinesini. Ve Laura, 16 yaşına kadar yaptığı modellikten alıştığı şekilde, bu defa kendi kamerasına poz vermeye başlar. Günlerce kendisini, o günlerde olduğu kişiyi, bazen öfke dolu bazen de olabildiğince üzgün Laura’yı fotoğraflar. O dönemde çektiği oto-portrelerden bir seri yapar ve hepsini, yatırıldığı psikiyatri servisinin kısaltması olan, UCP-UMCG (University Center for Psychiatry-University Medical Center) adı altında toplar.

“Bir ay sonra yavaşça yeniden kendimi buldum ve duygularım kafamın içinde çığlıklar atmaya başladı. Çok fazla üzgün ya da çok fazla öfkeliydim. Hastanede, etrafımda arkadaşlarım ya da ailem varken bile kendimi çok yalnız ve terk edilmiş hissettim.”

Laura’nın fotoğraf serisi, onu ünlü fotoğrafçılık ağı ve yayını LensCulture’ın “En İyi 50 Yeni Yetenek” listesine sokar ve değerlendirme sonunda Laura, burs ödülünü (LensCultureEmerging Talent Awards, Grant Winner) kazanan 8 fotoğrafçı arasına girmeyi başarır. Bu ödülü aldığında, yani 2015 Ağustos’unda, Laura henüz hastaneden ne zaman çıkacağını bilmiyordu.

Fotoğrafı; onu izleyenler tarafından çoğaltılan, hikayesi hep en baştan, tekrar ve yepyeni bir biçimde yazılan bir imge olarak tanımlıyorum hep. Ancak Laura, bakış açısı ile onu alıp bambaşka bir yere koyuyor. Fotoğrafçısından ayrı düşünemeyeceğiniz oto-portrelerinde genç kız, fotoğraf izleyicisini hastane odasındaki yalnızlığına dahil ederek çoğalmak, hissettiği dev boyutlardaki boşluğu böylece doldurmak istiyor. Hatta kendisi gibi bir ara psikiyatri servislerinde kalmış ya da hala orada olanları da fotoğraflarını izleyenler arasında görmek istiyor. Yani, insanların hayatlarında pek hatırlamak istemeyeceği bir dönemi yeniden yaşamalarını, o odalardaki yalnızlığın içinde yaşanan tüm duygu değişimlerini oto-portrelerinde göstererek onlara bir ayna olmayı istiyor. Bu sonuncu, önce insana biraz rahatsız edici, hatta bir boyutta ürkütücü gelse de, Laura’nın oto-portrelerini çekmeye neden başladığını yeniden hatırladığınızda ona hak verebilirsiniz: içeride bir yerlerde gizlenen duyguları yeniden canlandırmak ve boşlukta asılı kalmış gibi hissettiren yalnızlık duygusundan kurtulmak istiyordu.

“Başlangıçta tüm bu seriyi kendim için yapmıştım, zorlukların üstesinden gelebilmek ve hissettiklerimi dışa vurmak için. Sonra insanları, psikiyatri hastanesinde yatanlara ya da orada bir zamanlar bulunmuş olanlara ilham olmak istedim. Fotoğraflarımı görmelerini ve içinde kendilerini hissetmelerini istedim. Umuyorum daha az deli ve daha az yalnız hissetmişlerdir.”

Laura Hospes

 

Laura Hospes_UCP-UMCG-3

 

Bugün “selfie” basitliğine indirgenen oto-portre anlayışı, Laura’nın içsel seyahatleriyle değişiyor. Onun fotoğraflarında ne yalnızca an var, ne geçmiş, ne de gelecek. Siyah-beyaz ve zamansız fotoğraflarının, kapatıldığı odaların, duvarların içinden onu çıkarıp özgürleştirmesini ümit ediyor genç kız.

I-portrayed-myself-at-the-verge-of-death-after-a-suicide-attempt7__880 Laura Hospes_UCP-UMCG-7 Laura-Hospes-8

Hope, ödül kazandığı seri ile ilgili LensCulture’da yayınlanan açıklamasında şunları söylüyor: Hayatımın çok zor bir döneminde kendimi fotoğraflıyorum:

“Depresyondayım ve intiharın eşiğindeyim. Oto portrelerim gerçek hayatta gösteremediğim duygularımın doğrudan yansıması. Kameram tek tesellim ve beni diğer herkesten çok daha iyi dinliyor. Şu anda hissettiğim yalnızlık ve zorlukları paylaşmak istiyorum. Duyduğum korku ve acıyı bir parçacık bile olsa hissetmenizi istiyorum. İçinde bulunduğum durumda benimle olmanızı istiyorum, böylece daha az yalnız hissedebileceğim.”

Laura-Hospes-UCP-UMCG-8 Laura-Hospes1

Like this Article? Share it!

About The Author

Leave A Response