Pazartesi, Temmuz 23, 2018
The Story of Seven

BİZLERİ EKRAN BAŞINA KİLİTLEYEN DİZİLER & YÖNETMENLERİ


2004 yılında Lost dizisi hayatımıza girdiğinde biz de dahil tüm dünyada bir sonraki bölümünü iple çekeceğimiz bir dizi furyasının başlayacağını, devam eden süreçte filmlerde görmeye alışkın olduğumuz pek çok oyuncunun bu dizilerde rol alacağını ve hatta sadece diziler için yaratılan dijital platformlar kurulacağını muhtemelen tahmin etmezdik. Çünkü o zamanlar varsa yoksa Hollywood’du. Tüm bunlar olurken haliyle Oscar’ın gölgesinde kalan Emmy Ödül Törenleri de giderek popülerleşti. Zira Akademi üyelerinin kararları son yıllarda epeyce bir tartışma konusu olurken, Emmy’de ufak sesler dışında herkesin hemfikir olduğu yapımlar ödül kazanıyordu.

Televizyon dizileri; hikaye anlatım sanatı, karakter yaratma ve izleyiciyi yeni yeteneklerle tanıştırma konusunda yeni bir pencereydi. Efsaneleşmiş romanlar da dizilere taşındı. Dizi sektörü dünyada böyle bir ivme yakalayınca doğal olarak bize de uğramasa olmazdı. Bize uğraması kötü mü oldu? Tabii ki hayır, tek kötü yanı çok iyi yapılan bazı dizilerin ‘rating’ denilen canavara yenik düşerek kendini bizlerden mahrum bırakması oldu. Ülkemizde çok iyi senaryolar, iyi uyarlamalar ve sinema tadında çekimlerle dizi sektörü büyüdükçe büyüdü. Türkiye dünyaya dizi ihraç eder oldu. Bir bölümü biter bitmez ‘haftaya ne olacak acaba?’ dediğimiz merakla beklediğimiz, hatta Uluslararası Emmy ödülü kazanan dizimiz bile oldu.

Digitürk, D-Smart, Tivibu gibi platformlarda dizi kanalları açıldı. Yabancı dizi severler Netflix’in başından ayrılamaz oldu, yerli dizileri ve Türk sinemasının klasiklerini BluTV ve Puhutv gibi internet platformları üzerinden izlemek mümkün oldu. Bir adım daha ileri gidildi, bu platformlara özel diziler çekilmeye başladı (Masum, FiÇi, Şahsiyet, Dip gibi) ve kendi favori dizimizi bilgisayarlarımızdan ve akıllı telefonlarımızdan istediğimiz zaman izlemeye başladık.

The Story Of Seven olarak, ekranın önünde değil arkasında yer alarak işin büyük sorumluluğunu üstlenen, bizi ekran başına kilitleyen, hem gündemdeki dizilerin hem de merakla beklediğimiz dizilerin yönetmenlerini sizler için derledik…

ALİ BİLGİN

Daha önce pek çok projede yardımcı yönetmenlik ve yönetmenlik yapsa da asıl çıkışı Medcezir ile oldu. O dönem pek çok uyarlama dizi ekranlarda denendiyse de pek rağbet görmemişti. Orange County uyarlaması Medcezir ise hayatımıza öyle hızlı bir giriş yaptı ki, hemen hemen herkes dizi biter bitmez kritiğini yapmaya, haftaya neler olabileceğini tartışmaya başladı. Geçtiğimiz sezon Cesur ve Güzel ile izleyicisi ekrana kilitleyen Ali Bilgin şu sıralar ise yine büyük sükse yaratan entrikalar alemi Ufak Tefek Cinayetler’in yönetmen koltuğunda oturuyor. Kuşkusuz son dönemin en başarılı yönetmenlerinden biri olarak nitelendirilen Bilgin ile geçen yıl çok keyifli bir röportaj yapmıştık, hala okumayan kaldıysa bir göz atın deriz. 

 

ULUÇ BAYRAKTAR

O, Türkiye’nin izlenme rekorları kıran dizilerinin yönetmeni.  Genç yaşında bir dönem Türkiye’nin en sevilen dizisi olan ve aslında modası hiç geçmeyen Ezel’in yönetmen koltuğuna oturan Uluç Bayraktar, sonrasında da hep büyük işlere imza atmayı başardı. Karadayı ve hemen ardından tadı hala damağımızda kalan yine bir uyarlama dizi olan İçerde ile kamera arkasına geçti. The Departed (Köstebek) dizisinin başarılı uyarlaması İçerde’nin geçen sezon veda etmesiyle yoğun tempoya ara veren Uluç Bayraktar’ın bir sonraki işini merakla bekliyoruz. Nejat İşler’in baş rolünde olacağı bir diziyle geri döneceği konuşuluyor.

ONUR ÜNLÜ 

Senarist, yönetmen, oyuncu, şair, müzisyen, yapımcı… On parmağında on marifet olan nadir yeteneklerden biri. Biz onu Leyla ile Mecnun dizisiyle daha yakından tanısak da o aslında 20 yaşından beri sektörü etkilemiş, bakış açılarını değiştirmiş sanatçılardan. 1999 yılında Deli Yürek dizisinin senaristlerinden biri olan Onur Ünlü, daha sonra pek çok sinema filminin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yaptı. Bizleri, çektiği sinema filmleri ve Leyla ile Mecnun sayesinde bir çok muhteşem oyuncuyla tanıştırdı. Onur Ünlü şu sıralar Penguen Dergisi’nin sevilen çizeri Serkan Yılmaz’ın kültleşen ‘Dudullu Postası’ karikatür serisinden ilham alınarak hazırlanan BluTV projesi Dudullu Postası’nı ekrana getiriyor.

 MERT BAYKAL

Yeni nesil yönetmenler dendiğinde akla ilk gelenler arasında olan Mert Baykal, henüz 25 yaşındayken 2004 yılında başrollerinde Ferhan Şensoy, Zeki Alasya, Erol Günaydın, Rasim Öztekin, Bülent Kayabaş gibi oyuncuların rol aldığı Pardon adlı sinema filminin yönetmen koltuğundaydı. Daha sonra birtakım dizilerde ve sinema filmlerinde de yönetmenlik yapan Baykal, Muhteşem Yüzyıl’ın  4. sezonunda ve Kösem Sultan’da yönetmenlik yaptı. Tabii çoğumuz onu Türkiye’nin en çok konuşulan ve ilk internet dizilerinden biri olan Fi ve Çi ile tanıdı. Yönetmenlik başarısından çok etkilendik ve kendisini yakın mercek altına aldık.

YAĞMUR-DURUL TAYLAN

Nam-ı diğer ‘Taylan Biraderler’  her ne kadar adlarını çektikleri başarılı filmler ile duyursalar da ilk yönetmenlik deneyimleri 1999 yılında ‘Sır Dosyası’ adlı diziyle başladı. Durul Taylan bazı gazete ve dergilerde yaptığı sinema yazarlığından sonra yönetmenliğe başlamasına karşın abisi Yağmur Taylan’ın yönetmenliğe geçişinin ilginç bir hikayesi var. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi psikiyatri bölümünde çalıştığı yıllarda arkadaşlarıyla birlikte ‘Şizofrengi’ adlı dergiyi çıkartan Yağmur Taylan, o  yıllarda Zeki Ökten‘in yönettiği bir Kemal Sunal dizisinde prodüksiyon asistanı olarak çalıştı. Daha sonra doktorluğu bırakarak kendini tamamıyla bu mesleğe adadı…Bir çok ödüllü sinema filmi ve dizinin yönetmen koltuğunda oturan Taylan Biraderler son olarak Vatanım Sensin gibi büyüleyici bir dönem dizisiyle karşımızda.

ONUR SAYLAK

Kendisini ekranın önünde mi, yoksa arkasında mı daha çok sevdiğimiz konusunda iyice kafamız karıştı. Zira, Onur Saylak, bir Hakan Günday romanı olan Daha’yı büyük titizlikle beyaz perdeye taşıyarak oyunculuktan yönetmenliğe hızlı bir geçiş yaptı. Bununla da kalmadı oyunculuğunun zirvesindeyken rol aldığı diziden ayrılıp oldukça iddialı bir PuhuTV dizisi için tekrar yönetmenlik koltuğuna geçti. Hem de büyük üstat Haluk Bilginer’in baş rolünü oynadığı yetmezmiş gibi tüm kadrosu ( Cansu Dere, Şebnem Bozoklu, Hümeyra, Müjde Ar, Necip Memilli gibi) şampiyonlar ligi niteliğindeki, senaryosu başarılı yazar Hakan Günday’a ait Şahsiyet isimli yapım için… 17 Mart’ta 3 bölümle seyirciyle buluşan ve anlaşılan o ki seyirciden geçer not alan Onur Saylak, usta oyunculuğu kadar titiz yönetmenliğiyle de kendinden söz ettirmeye devam edecek gibi.

ÇAĞRI VİLA LOSTUVALI 

Kadın yönetmenlerin bir elin parmağını geçmediği sektörde başarılı işlere imza atarak adından sıkça söz ettiren Lostuvalı, bugüne kadar Suskunlar, İntikam, Poyraz Karayel, Bu Şehir Arkandan Gelecek gibi büyük bütçeli yapımların kamera arkasında oturdu. 2016 yılında En İyi Yönetmen dalında Altın Kelebek Ödülü kazanan Lostuvalı, en son  8. Gün ile karşımızdaydı.

BONUS

UYGAR KUTLU

Reklam sektöründen ve beğenerek izlediğimiz pek çok reklam filminden tanıdığımız Uygar Kutlu, ilk dizi projesiyle karşımızda. İlker Kaleli, Neslihan Atagül, Bülent Emin Yarar gibi popüler isimlerin yer alacağı ‘DİP’ Mart sonunda PuhuTV’de seyirciyle buluştu. Gerilim-polisiye tarzındaki diziyle birlikte Uygar Kutlu dizinin ilk  bölümlerinde yönetmenlik yaptı. Kutlu’yu, ekranın farklı alanlarındaki projelerde izlemeye devam edeceğimiz kesin!

 

CAN EVRENOL 

Aralarında Cannes da bulunan çeşitli film festivallerinde gösterilen, ödülleri toplayan kısa filmleri- (Baskın, Kanlı Kapı, Annem ve Babam, Sandık, Vidalar) ve filmleriyle (Ev Kadınları, Baskın: Karabasan) dikkat çeken 35 yaşındaki genç yetenek. Türkiye’nin merakla beklediği ilk Netflix Türkiye dizisi ise Fantastik-korku türündeki filmleriyle izleyenleri uzun süre etkisinde bırakan Evrenol’a emanet.  The Protector adıyla duyrulan, çekimlerine başlanan dizide Çağatay Ulusoy’u baş rolünde göreceğiz. Dizinin 2018’in ikinci yarısından sonra yayına başlayacağı söyleniyor.

Like this Article? Share it!

About The Author

Leave A Response