Cumartesi, Kasım 25, 2017
The Story of Seven

JACK’İ BİLMEYEN BALIKLAR

image1

Birini tanıyorum, muhafazakar biri, hatta dindar. Ama şarap delisi. Şarabın rengini, kokusunu, şişesini, mantarını, üzümünü, bağını…Her şeyini biliyor. Bilmediği tek şey var: Şarabın tadı. Hiç tatmamış ama bu durum onun şarabı sevmesine engel değil. Dünyanın en büyük ve en ünlü viski üretim tesislerinden birinin yurdu, ABD Tennessee’deki Lynchburg kasabasını gördüğümde bu tanıdığım geldi aklıma. Lynchburg’da yılda 4 milyar dolarlık Tennessee viskisi üretiliyor. Üretim tesisi tüm kasabanın geçim vesilesi. Kasabanın çarşısındaki dükkanlarda, üzerinde bu viskinin logosu olan yüzlerce ürün satılıyor. Kalemden bardağa, masadan tişörte, sostan fıstığa, önlükten gömleğe ne ararsanız var. Tek şey hariç: viskinin kendisi.

0

Akçaağaç yığınları bu dev bacanın altında ateşe veriliyor ve odun kömürüne dönüştürülüyor. Haftada iki kere. Kömüre dönüşen odunlar viskinin filtre edilmesinde kullanılıyor.

Çünkü ünlü Tennessee viskisine ev sahipliği yapan kasabanın kendisi bir “dry-country” yani içki satmanın ve içmenin yasak olduğu bir bölge. 6 bin nüfuslu ilçe 1910’larda başlayan içki yasağını, içki üretimi serbest bırakıldıktan sonra da gönüllü olarak sürdürmüş. Üstelik yasak, damıtımevini de kapsıyor. Bu yıl 150. yaşını kutlayan ve ilk günden beri aynı yöntem, aynı su, aynı maltla aynı tesislerde üretilen bu fabrikanın dükkanında satın alabiliyorsunuz, eğer günlerden pazar değilse. Kısa zaman öncesine kadar şişeler hatıra eşyası boyutundaymış, artık büyümüş. Ama aldığınız şişeyi açmayı da pek aklınızdan geçirmeyin. Tesislerin içinde tadım yapmak da özel izne tabi.

1

Üretimhanesini şimdi olduğu noktaya kurma sebebi, buradaki kaynak suyu. Marka bu suyun demir oranının düşük olduğunu, bu yüzden tercih edildiğini söylüyor.

Kasabadaki içki yasağının nedenini tahmin etmek zor değil. İçki tesisinin bölgenin ekonomisinin yanı sıra sosyal yaşamı da şekillendirmesine karşı anlaşılır bir direniş belki de. Kasabaya 100 km uzaktaki eyaletin ve “müziğin” başkenti Nashville’in küçük bir izdüşümü olmaya karşı çıktıkları düşünülebilir. Tennessee viskisinin hem üretilip hem tüketildiği bir ortam, kimilerine iyi gelebilir ama kasaba sakinleri içki yasak olmasa, Jack’ın kanatları altında onlarcası yan yana açılacak barlardan “feragat etmişler” anlaşılan. Bu yüzden de divan şairi Hayali’nin ”Ol mahiler ki derya içredirler, deryayı bilmezler”* dizesindeki “mahiler” olarak yaşamlarını sürdürüyorlar.

2

Üretim felsefesi. Hayat felsefesi olarak da fena değil, gaza getirici bir tarafı var.

Buna karşın kasaba gerçek bir turist mıknatısı. Günün her saati otobüsler dolusu ziyaretçi üretim tesisindeki turlara katılmak için kasabaya geliyor. Tesisin ve markanın tarihiyle özdeşleşmiş baş damıtımcısından, fıçıcısına kadar çeşitli tipler de bu turda her an karşınıza çıkıyor.

6

Kasabada itfaiye servisi yok. Milyar dolarlık tarihi tesis, kendi yangın söndürme teşkilatına sahip. 150 yılda çıkan yangın sayısı, sıfır.

Her şey o kadar orijinaline uygun ki “burası O’nun kulübesi, bu da çalışma masası” derken, şifresini açamayınca tekmeleyip ayak parmağını kırdığı, kendisini  kangrene ve ölüme götüren çelik kasa bile turun bir parçası olarak karşınıza çıkıyor.

4

Marka çoktan ailenin elinden çıkmış, dev bir üretici olan Brown-Forman’ın en prestijli markaları arasına katılmış ama ürünün geleneği ve kurucusunun hatırası, en önemli pazarlama aracı olarak korunmaya devam ediyor. Üretim için olduğu kadar turistler için de kurgulanmış olan tesisi ve markanın öyküsünü Disneyland’den ayıran şey, içeride gerçekten üretim yapılıyor olması. Yani şatolar dekor değil, gerçek!

3

 Aslında Jack 1.61 boyundaymış. Ama markanın resmi tarihçisi müzmin bekarın çok çapkın bir adam olduğunu söylüyor.

9

Yedi fıçı üst üste. Ortamdaki sıcak hava yukarı doğru çıktığı için yıllandırma süresinin sonunda yedisinin tadı da birbirinden farklı olacak.

5

Baş damıtımcı Jeff Arnett, markanın hem damağı hem de en önemli yüzü. Elindeki pompada, damıtımda kullanılan kömürleri tutuşturmak için püskürtülen viski var.

8

Bu fıçının dibinde üç metrelik bir kömür yığını var. Fıçının üstündeki bakır borulardan kömürün üzerine damla damla viski akıtılıyor. Üç metre kömür filtresinden geçen viskinin tadı, kokusu değişiyor. Tennessee viskisi olarak adlandırılmasının nedeni bu kömür filtrasyonu. Kömürden geçen viskinin tadı daha da yumuşuyor

7

Markanın 150 yıllık geçmişinde sadece 7 adet “master distiller” var. Birincisi, kurucunun ta kendisi. Yedinci sempatik biri olan Jeff Arnett. Fotografta kravatlı olan distiller Jess Gamble hiç viski içmemiş, işini koklayarak yapmış.

 

Like this Article? Share it!

About The Author

Leave A Response